
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından tanıtılan Ortak Yazılı Sınav Sistemi (OYSS), eğitim öğretim sürecine ilişkin yeni soru işaretlerini beraberinde getirmiştir.
Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin görüşleri alınmadan, birinci dönem yazılı sınavlarına çok kısa bir süre kala duyurulan bu uygulamanın zamanlaması, uygulanabilirliği ve eğitim çalışanlarına getireceği yeni sorumluluklar ciddi biçimde değerlendirilmelidir.
Eğitim Gücü Sen olarak yeni sisteme ilişkin eleştirilerimiz ve Bakanlığa yönelttiğimiz sorular şunlardır:
1. EĞİTİM ÖĞRETİM YILI İÇERİSİNDE SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ
Yazılı sınavlara günler kala yeni bir uygulamanın duyurulması, öğretmenleri ve okul yönetimlerini hazırlıksız bırakmaktadır. Eğitim politikaları, uygulayıcılarının görüşleri alınarak ve gerekli hazırlık süresi tanınarak hayata geçirilmelidir. Eğitim sistemi sürekli değiştirilecek bir deneme tahtası değildir.
2. EĞİTİMDE FIRSAT EŞİTSİZLİĞİ
Ülkemizin farklı bölgelerinde eğitim gören öğrencilerin aynı fiziki, teknolojik ve sosyoekonomik imkânlara sahip olmadığı açıktır. Okullar arasındaki donanım farklılıkları, öğrencilerin öğrenme koşulları ve eğitime erişim imkânları dikkate alınmadan ölçme ve değerlendirme süreçlerinin standartlaştırılması, mevcut eşitsizlikleri derinleştirme riski taşımaktadır.
Eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadan ölçme ve değerlendirmede eşitlikten söz edilemez.
3. ÖĞRETMENİN ARTAN İŞ YÜKÜ VE ÖZEL HAYATI
Öğretmenlerimiz ders hazırlıkları, sınavlar, evrak işlemleri, raporlamalar ve mevcut bürokratik sorumluluklar nedeniyle zaten yoğun bir iş yükü altındadır.
Yeni sistemde her öğrencinin her sorudan aldığı puanın ayrı ayrı sisteme girilmesi, özellikle çok sayıda sınıfa giren öğretmenlerimizin iş yükünü daha da artıracaktır.
Öğretmenin mesaisi okulda bitse de görevleri çoğu zaman evinde devam etmektedir. Öğretmenlerimizin ailelerine, çocuklarına ve kendilerine ayıracakları zamanın yeni veri girişleriyle tüketilmesini kabul etmiyoruz.
4. ÖĞRETMENİN MESLEKİ ÖZERKLİĞİ
Öğrencisinin seviyesini, öğrenme eksikliklerini ve sınıfının ihtiyaçlarını en iyi bilen kişi öğretmenidir.
Sınav sorularının büyük bölümünün merkezi havuzdan belirlenmesi, öğretmenin ölçme ve değerlendirme sürecindeki yetkilerinin sınırlandırılması riskini taşımaktadır. Öğretmenin mesleki bilgi ve birikimi, dijital sistemlerin sunduğu seçeneklerle sınırlandırılmamalıdır.
5. YAPAY ZEKÂNIN GÜVENİLİRLİĞİ VE DENETİMİ
Bakanlık, yapay zekâ destekli soru hazırlama ve açık uçlu soruların puanlanması çalışmalarının da sisteme entegre edilmesini planladığını açıklamıştır.
Bu noktada soruyoruz:
Öğrencisini tanıyan, öğrenme sürecini bizzat takip eden öğretmenin mesleki değerlendirmesine ne ölçüde güveniyorsunuz?
Yapay zekânın hazırlayacağı soruların bilimsel doğruluğu, ölçme geçerliliği ve öğrencilerin farklı öğrenme düzeylerine uygunluğu nasıl denetlenecektir?
Açık uçlu soruların yapay zekâyla puanlanmasında hata, yanlılık veya değerlendirme farklılıkları ortaya çıktığında sorumluluk kimde olacaktır?
Öğretmenin değerlendirmesiyle sistemin değerlendirmesi çeliştiğinde hangi karar esas alınacaktır?
Teknoloji öğretmenin mesleki birikimini desteklemeli, onun yerine karar veren bir mekanizmaya dönüşmemelidir.
6. OKULLARIN TEKNOLOJİK ALTYAPISI
Her okulumuzda öğretmenlerin ihtiyaç duydukları anda kullanabilecekleri yeterli bilgisayar ve kesintisiz internet erişimi bulunduğu varsayılamaz.
Dijital uygulamalar yaygınlaştırılırken okulların mevcut altyapı koşulları dikkate alınmalı, eğitim çalışanlarının görevlerini yerine getirebilmeleri için gerekli teknik imkânlar önceden hazırlanmalıdır.
Eğitim Gücü Sen olarak Millî Eğitim Bakanlığını; uygulamanın zamanlamasını, öğretmenlerin iş yükünü, mesleki özerkliği ve öğrenciler arasındaki fırsat eşitsizliklerini dikkate alarak sistemi yeniden değerlendirmeye çağırıyoruz.
Öğretmenin görüşünü almadan eğitim politikası belirlenemez. Öğretmenin özel hayatı sınırsız bir çalışma alanına dönüştürülemez.
EĞİTİMİ ÖĞRETMENE RAĞMEN DEĞİL, ÖĞRETMENLE BİRLİKTE YÖNETİN!