
ğitim Gücü Sen olarak, Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenlerin potansiyel tehlike arz eden vakaların emniyet, sosyal hizmetler ve adli mercilere bildirilmesinde birinci derecede idari ve hukuki sorumlu hâline getirileceği yönündeki düzenleme ve uygulama iddialarına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığına resmî başvuruda bulunduk.
Basına ve kamuoyuna yansıyan bilgiler, Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenlerin söz konusu vakaları aracısız bildiren ve bu süreçte doğrudan sorumluluk üstlenen temel meslek grubu hâline getirileceği yönünde ciddi kaygılara neden olmuştur.
Oysa 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 279. maddesi kapsamında, görevi sırasında bir suçun işlendiğini öğrenen kamu görevlilerinin yetkili makamlara bildirim yükümlülüğü hâlihazırda bulunmaktadır. Bu yükümlülük yalnızca Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenlere özgü olmayıp okulda görev yapan kamu görevlilerini kapsayan genel bir sorumluluktur.
Bu nedenle mevcut ve ortak bir kamusal yükümlülüğün yalnızca Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenlerin sorumluluğundaymış gibi düzenlenmesi veya kamuoyuna bu şekilde yansıtılması hakkaniyetli değildir.
Böyle bir yaklaşım, Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenleri okul içerisinde tek sorumlu konumuna getirmenin yanı sıra mesleki ve fiziki güvenliklerini de riske atabilecek sonuçlar doğurabilecektir.
Sendikamız açısından esas olan; ihmal, istismar veya suç şüphesi bulunan durumlarda gerekli bildirimlerin yapılmasının yanında, bildirimde bulunan eğitim çalışanlarının gizliliğinin ve can güvenliğinin de korunmasıdır.
Bu kapsamda Millî Eğitim Bakanlığına yaptığımız başvuruyla; Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenleri tek ve birinci derecede sorumlu hâline getirecek, asli görev tanımlarıyla bağdaşmayan ve mesleki güvenliklerini tehlikeye atabilecek düzenleme ve uygulamalardan vazgeçilmesini; mevcut kanuni sorumlulukların tüm kamu görevlileri bakımından geçerliliğinin korunmasını talep ettik.
Eğitim Gücü Sen olarak, Psikolojik Danışman/Rehber Öğretmenlerin sorumluluklarını artıran değil; görevlerini güven içerisinde yerine getirebilecekleri, gizlilik ve can güvenliği esaslarının korunduğu bir çalışma ortamının oluşturulması gerektiğini savunmaya devam edeceğiz.